20 Mar 2009
12 Mar 2009
AVM Kurgusuna Üretim Bakışı

Alış+Katkı=Veriş

AVM'ler İçin 7/24 Kullanım Programlaması

AVM ve Konutun Bir Arada Çözümü

Cephe Kullanımına İlişkin Alternatif Çözüm
06 Mar 2009
Üretim ve Tüketim Sürecinde Alışveriş Merkezlerinin Yeniden Konumlandırılması
Hepsi birer büyük sistem oluşturan alışveriş merkezlerinde, tanımının doğası gereği tüketim ön planda tutulmakta, kullanıcılar tüketime yönlendirilmekte ve ticari düşünce kollanmaktadır. Üretimin hemen hemen hiç olmadığı bu sistemlerde uygun düzenlemelerin neticesinde oluşturulacak mimari, mekanik ve elektrik çözümlerle toplumsal kültür seviyesi ve farkındalıklarda artış sağlanabilir; bunun yanında ekolojik açıdan enerji performansı yüksek, verimli, işlevsel ve üretime yönelik tasarımlar oluşturulabilir.
Üretim-tüketim döngüsünün tüketim ucunda yer alan alışveriş merkezlerinin üretim tarafına doğru bir miktar da olsa çekilmesi mümkündür. Kullanıcılarına sağlayacağı sosyal ve kültürel imkanlarla kullanıcısının düşünsel benliğini farklı noktalara taşıyabileceği bir gerçektir. Bu mekânları pek çok kişinin önyargısında yer ettiği gibi sadece burjuvazi veya kalburüstü kişiler ziyaret etmemekte, özellikle İstanbul içindeki mevcut yaygınlığı ve yayılma potansiyeli düşünüldüğünde her kesimden kişinin, sadece zaman geçirmek için bile olsa, bu alanları kullandığı istatistiksel bir veri oluşturmaktadır. Günlük hayatında sergilere, gösterilere veya konserlere vakit ve/veya maddi imkân sağlayamayan, hatta ilgisinin olup olmadığının farkında bile olmayan kullanıcı profili bu noktalarda ayağına getirilen hizmetten ücretsiz faydalanabilir, zamanını daha etkin kullanabilir ve yeni düşünceler tanıyabilir. Bu etkinliklerin finansman kaynağı da, bu etkinliklerden dolaylı da olsa bir fayda sağlayabilecek alışveriş merkezi yönetimi üzerinden oluşturulabilir.
Ekolojik yönden ele alındığında, dış iklim şartları, iç mekân gereksinimleri, mahalli şartlar ve maliyet etkinliği dikkate alınarak, bir binanın bütün enerji kullanımları değerlendirilebilir. Bu sayede birincil enerji ve karbondioksit emisyonu açısından sınıflandırılması, yeni ve önemli oranda tadilat yapılacak mevcut alışveriş merkezleri için minimum enerji performans gereklerinin belirlenmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının uygulanabilirliliğinin değerlendirilmesi, ısıtma ve soğutma sistemlerinin kontrolü, sera gazı emisyonlarının sınırlandırılması, binalarda performans kriterlerinin ve uygulama esaslarının belirlenmesi mümkün olabilir.
Alışveriş merkezlerinin hem bina hem de iç mekan yönlendirilmesinde, o iklim bölgesindeki güneş, rüzgar, nem, yağmur, kar ve benzeri meteorolojik veriler dikkate alınarak oluşturulan mimari çözümler aracılığı ile istenmeyen ısı kazanç ve kayıpları engellenerek bina içerisinde sürekli kullanılacak yaşam alanları, güneş ısı ve ışığı ile doğal havalandırmadan optimum derecede faydalanacak şekilde yerleştirilebilir. Binanın yapılacağı yerin yenilenebilir enerji kaynak kullanım imkânlarının araştırılması ile oluşturulacak raporlar doğrultusunda alternatif mimari çözümler değerlendirilebilir. Yeni yapılacak olan alışveriş merkezlerindeki ısıtma, soğutma, havalandırma, sıhhi sıcak su, elektrik ve aydınlatma enerjisi ihtiyaçlarının tamamen veya kısmen karşılanması amacıyla, hidrolik, rüzgâr, güneş, jeotermal, biyokütle, biyogaz, dalga, akıntı enerjisi ve gel-git gibi fosil olmayan enerji kaynaklı sistem çözümleri tasarımcılar tarafından değerlendirmeye alınabilir.
Devlet ve özel sektör destekli yenilikçi alışveriş merkezi çözümleri bir takım kanun ve yönetmeliklerin desteği, sağlanacak teşvik ve proje sürecindeki doğru yaklaşımlarla hem sosyal hem de ekolojik açıdan toplumla iletişim halinde ve toplumdan sadece istemeyen aynı zamanda da veren ve üreten yerler olarak modellenebilir.
04 Mar 2009
+su/cerenin fikrine metin
Kentin dinamizmi ve suyun döngüsü… Bu iki kavramın da birleştiği bir su kenti İstanbul… Peki “su kenti” olmanın, bulunduğu yere katkıları nelerdir? Suyun getirileri nelerdir?
-İstanbul’un şu an için sorunlu bölgelerinden sayılabilecek olan Haliç bölgesinde, “su” ile ilgili kentin sorunlarına dair neler yapılabilir?
-Haliç bölgesiyle birlikte Kağıthane’deki sorunlara da çözüm getirilebilir mi?
Örneğin, suyun sürekliliğinin sağlanabilmesi ve Haliç’in temizlenebilmesi için Kağıthane’den gelen su bir şekilde Boğaza ya da Karadeniz’e açılabilir mi?
-Haliç bölgesinde bir rekreasyon alanı düzenlenebilir mi?
-Beyoğlu ve tarihi yarımadanın birbirine yakınlığı nedeniyle buraya bir takım ulaşım önerileri (yaya ulaşımı için) getirilebilir mi?
Örneğin, yaya köprüleri…
İki yaka üzerinde yaya sürekliliğini sağlamak, Haliç’in insanlar tarafından daha yoğun kullanımını sağlayabilir. Bunun için birbirine en yakın noktalar belirlenebilir ve bu noktaların yayalar tarafından kullanılabilirliği göz önünde bulundurulabilir.
ya da (kullanım olarak)
-Haliç’in suyu hangi amaçlarla kullanılabilir?
-Haliç’ten bir takım yönlendirmeler yapılarak deniz suyunun farklı alanlarda kullanımı sağlanabilir mi?
Örneğin, arklarla tarım alanlarına suyun ulaşımı…
ya da (enerji sağlaması açısından)
-Sudan havaya ısı pompaları bu bölgedeki konutları ısıtma amaçlı kullanılabilir mi?
Buradaki amaç, deniz suyundan ısı pompası oluşturmak, deniz suyu sıcaklığından yararlanıp belli aylarda bundan faydalanmak ve enerji tasarrufu sağlamak…
Yaz aylarında binadan çekilen ısıyı kullanım suyunda kullanabilmek…
Kış aylarında deniz suyundan bina ısıtmak ve sıcak kullanım suyu hazırlamak için enerji çekmek…
27 Feb 2009
geridönüşebilen,enerji üreten sosyal mekanlar
Günümüz kentleri ‘’ ekoloji ‘’ kavramı düşünülerek mi oluşturulmuştur ? İçinde yaşadığımız kent kurgusu doğal bir oluşum mudur ; yoksa insanoğlunun merkeze alındığı yapay bir mekanizma mıdır ? ‘’ Derin ekoloji ‘’ , ‘’ sosyal ekoloji ‘’ kavramları içinde bulunduğumuz evrende ne kadar yeterlidir ? Evren dediğimiz makine pozitif yönde gelişen bir eksende midir ; yoksa tesadüfe dayalı bir sistem midir ? Eğer bir tesadüfse bu senaryonun sonucu nasıldır ?
Ekoloji , canlıların birbirleri ve çevreleri ile olan ilişkilerini inceleyen bilimdir. Kentsel ekoloji , kentlerin yeni gelişen alanlarının planlanmasında çevresel duyarlılıkları dikkate alan , kentsel ekonomik kalkınma modeli içinde ‘’ kentsel verimliliği ‘’ , ‘’ üretkenliği ‘’ , ‘’korumayı’’ ve ‘’ yeniden kullanımı ‘’ destekleyen yöntem ve uygulamalara öncelik veren bir yaklaşımdır.
Bütün bu tanımların sonucunda , günümüzün önemli bir sorunu küresel ısınma ve buna çözüm olabilecek geridönüşüm projeleri önem kazanmaktadır. Bununla birlikte ; ekoloji krizleri ve toplumsal çöküntüler birbirleriyle yakından ilişkilidir ve aynı yapısal güçlerin değişik görünümleri olarak değerlendirilmelidir. Ekoloji krizleri büyük ölçüde, yeryüzünün ekolojik istikrarsızlığı zaptetme ve bu istikrarsızlığın etkilerini azaltma kapasitesini aşan dizginsiz sanayileşmeden kaynaklanıyor. Toplumsal çöküntüler ise, yolunun üzerinde duran toplumlarda sebep olduğu parçalayıcı etkilerle beraber emperyalizmin küreselleşme olarak bilinen biçiminden kaynaklanıyor. Üstelik bu temel güçler aslında aynı eğilimin değişik görünümleridir ve bunlar bütünü hareket ettiren esas dinamik olarak görülmelidir. Bunların sonucunda
‘’ekososyalizm ‘’ kavramı burada önem kazanıyor.
Ekolojik enerji ve depolama üniteleri tasarımı ; çöplerin ayrıştırılması gibi tasarımlar fiziksel örüntüye çözüm olabilecek önermeler olmakla birikte ; bu çözümleri sosyal örüntü çerçevesinde tasarlamak da önemlidir. Alternatif enerji kaynakları ve bunların doğru şekilde akıllı binalarda , ulaşımda v.b. çevrede kullanılması önermelerden biridir.
Bütün bu tasarım çalışmalarının sonucunda ütopik bir senaryonun gerçekleşmesi mümkündür.
DERİN EKOLOJİ ——————————————SOSYAL EKOLOJİ
KAPİTALİZM ———————————————- EKOSOSYALİZM
ALTERNATİF ENERJİ ———————————-GERİ DÖNÜŞÜM
Ütopya kavramı ilk olarak Thomas More tarafından ortaya atılmıştır.

Günümüzdeki kent örnekleri bu şekildedir.


Peki ya gelecek bir ütopya mı ?

26 Feb 2009
Kent dinamizmine su döngüsünü – Su döngüsüne kent dinamizmini dahil etmek
Kent ekosistemi, doğal olan yapısı (topografya, yeşil sistem, iklim, bitki örtüsü, diğer fiziksel unsurları), yapay olan yapısı (altyapı, ulaşım ağı, mimari yapısı) ve yaşayan insan topluluğu ile sürekli hareketlilik içerisinde olan dinamik bir oluşumdur. Bu dinamizmin içerisinde bulunan elemanlar, etkileşim halinde bulunduğu diğer elemanlara, doğal olarak olumlu ve bazen de olumsuz etkide bulunur. Olumsuzluklar mekanizmanın işlemesinin yavaşlamasına neden olabilse de, enerji / enerji kaynağı var olduğu sürece yavaş veya hızlı, bu hareket devam eder.
Enerji kaynağı seçiminde yine bu kent ekosisteminin içerisinde zaten bulunan bir unsurdan yararlanmanın, sürekliliğin sağlanmasında etkili olduğu var sayılmaktadır. En uygun kaynağın su olduğuna düşüncesine iten ise, enerji kaynağı olmasının yanında, ulaşım yolu, en önemli tüketim maddesi (her türlü canlı için) ve estetik bir kentsel öğe olmasıdır.
Bu bağlamda, sudan yararlanan, suyun kentte kullanımı sağlayan ve aynı zamanda suya duyarlı olan bir tasarım, bir model oluşturulmasının, özellikle İstanbul gibi bir “su şehri” için gereksinim olduğu düşünülmektedir.
Suyun belirli bir hidrolojik döngüsü, kentin de değindiğim gibi kendine özgü bir dinamizmi vardır. İki döngünün ilişkisinin, su-kent, su-mimari, su-insan, su-ekoloji, su-enerji, su-ulaşım, su-peyzaj arakesitlerini irdeleyerek gözlemleneceği öngörülmektedir. Bu hareketliliğin birbirinden kopuk olarak geliştiği gözlemlenen bölgelerde, kenti, kentliyi çeşitli yollarla su unsuru ile buluşturacak sistemlerin geliştirilmesi mümkün olabilir mi?
25 Feb 2009
açık yeşil alanlar ve kentsel ölçekteki formlar ile yeniden enerji üretimi
Sürdürülebilir kentsel gelişme stratejilerinin açık-yeşil alanlar ya da ekolojik kaynaklar üzerindeki etkisi ya da rolü üzerine yapılan araştırmalar irdelenirse, kaynak ve enerji kullanım biçimlerindeki değişimlerin kentsel/kırsal ekolojik yaşama ortamları enerji ve açık-yeşil alan kullanımları üzerinde etkin olduğu anlaşılmaktadır.
Kentte yoğunluğun çok yüksek olmasının tek nedeni göç değildir, aynı zamanda insanlar yaşama alanlarını arttırmak istedikleri için konut alanlarının yoğunluğunu artırmaktadırlar Kentte geleceğe dönük açık-yeşil alan sistemi plânlama ilkelerinin sürdürülebilir kentsel gelişme potansiyel ve dinamikleri açısından kestirilmesi yenilenebilir enerji kullanımı ve kentsel arazi kullanım düzeni ve kentsel formlar üzerinde açık-yeşil alan kullanımlarının etkin olması üzerine odaklanılmıştır.
Belirlenen format ve şablonlar sayesinde düzenlenebilecek Haliç kıyısındaki kent parçasının , yoğunluğa karşı tavır alınarak bölümlenmesi ,kategorize edilerek kamusal ,spor ve enerji parklarına dönüştürülmesi öngörülmüştür. Bu sayede insan tarafından yaratılan doğadan farkı olmayan kentlinin ve doğanın gücünü kullanarak bir enerji üretim ve depolama alanı yaratılabilir.
20 Feb 2009
kent dinamizmi – su döngüsü
Kent sürekli gelişim / değişim / dönüşüm halinde olan organik bir yapıdır. Bu dinamizmin devamlığı, içinde yaşayan canlıların-insan-, birbirleriyle ve fiziksel çevresiyle ilişkisinin dengelenmesiyle mümkün olur.
Dinamizm, enerji kavramını doğurur. Günümüzde enerji kaynaklarının tükenmesiyle, petrol dışı maddelere yönelme ihtiyacı ortaya çıkar. Bu noktada, suyun önemine dikkat çekmek istiyorum. Su,
_ İnsan vücudunun yaklaşık 2/3’ünü,
_ Dünya yüzeyinin yaklaşık %65’ini oluşturur.
Suyu,
_ bir enerji kaynağı,
_ bir tüketim maddesi,
_ bir ulaşım aracı,
_ peyzaj / yeşil alan için bir gereksinim olarak görmeye devam edebilmek için, bir ekolojik model oluşturulabilir mi? Su döngüsüne destek olabilmeye yönelik tasarımlar önerilebilir mi? Atıklar için bir çözüm üretilebilir mi? Kent dinamizminin içerisine, suyun hareketliliğini katmak mümkün olabilir mi?
Yöntem:
_ Su – kent
_ Su – mimari
_ Su – insan
_ Su – ekoloji
_ Su – enerji
_ Su – peyzaj ara yüzlerini, bir pilot bölge seçerek irdelemek.
Önerdiğim bölge: Haliç _
Alibeyköy Barajı’na, Kağıthane Deresi’ne, Marmara Denizi’ne açılır
Sanayi ve ulaşım açısından İstanbul için çok önemi vardır
Kapalı bir su olduğu için kirlilikten en çok etkilenen bölge olabilmektedir
İnsan – doğa – kent – mimari ilişkileri gözlem altına alınabilir
ceren bayazitoğlu




